MİNİ NEWYORK REHBERİ















MİNİ NEWYORK REHBERİ

Aşağıda belirttiğim yerler New York’un simgeleridir. Bu kentle ilgili tüm filmlerde, belgesellerde, anlatımlarda buraların adına rastlarsınız. Bu yerleri görme olanağını bulursanız, New York’u daha da seversiniz.
ÖZGÜRLÜK ANITI: Bir hatıra fotoğrafı siz de çektirin.
ELLIS ADASI: Göçmenlerin ilk geldiği yer. ABD tarihi burada başlıyor.
WALL STREET: New York Borsası.. Dünyanın para merkezi. 
BROOKLYN KÖPRÜSÜ: 1883’te yapılan tarihi köprü 
CHINATOWN: Çinlilerin yaşadığı bölge. Ucuz alışveriş ve lezzet burada. ?
LITTLE ITALY: Mafya filmlerindeki tipleri görmek isteyenler için. ?
SOHO: Sanatçıların ve sanat galerilerinin bölgesi. ?
GREENWICH VILLAGE: Bohemlerin ve alternatif yaşamların peşinde koşanların yeri. ? BEŞİNCİ CADDE: Ünlü mağazalar yan yana. Alışveriş cenneti. ?
EMPIRE STATE BUILDING: Dünyanın ilk ve en yüksek gökdelenlerinden biri.
BROADWAY: Tiyatro, gösteri, caz, bar. Kentin renkli geceleri burada.
CENTRAL PARK: Gece değil, gündüz gezin.
TIMES SQUARE: Seks kokulu dükkanlar, mekanlar, hediyelik eşyalar, restoranlar.
HARLEM: Siyahların dünya başkenti. 
METROPOLITAN MÜZESİ: Sanat şaheserlerinin asılları tam karşınızda olacak. 
MODERN SANATLAR MÜZESİ: Sergileri kaçırmayın.
GUGGENHEIM MÜZESİ: Dikkat; perşembe günleri kapalı. ?
FRANK: Sokakta satılan sosisli sandviç. Tatmadan dönmeyin. ?
BLUE NOTE: En güzel caz konserleri.. Rezervasyon şart. ?
BLOOMINGDALE: Alışveriş merkezi. Ne ararsan var./Mehmet YAŞİN/HÜRRİYET/

Yorum (yok) Yorum yaz!

SONBAHAR YÜRÜYÜŞLERİ İÇİN BEŞ GÜZERGAH TAVSİYESİ














ABANT GÖLÜ / BOLU

Çevresi yedi kilometre

Abant Gölü, Bolu’ya yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta. Abant Dağları üzerindeki kaymalarla oluşmuş.Deniz seviyesinden 1328 metre yüksekte, yüzeyi 1.2 kilometrekare. Küçük akarsularla besleniyor. Çevresindeki tepeler çam, göknar ve kayın ağaçlarıyla kaplı. Gölü çevreleyen yürüyüş yolu yaklaşık 7 kilometre. Burada 1,5 saatlik yürüyüş yapabilirsiniz. Kendi keşfedeceğiniz orman yollarını da güzergahınıza ekleyebilirsiniz. Göl çevresi ile yetinmeyip daha sıkı bir yürüyüş isterseniz Abant civarındaki yaylalar, sizin için iyi bir alternatif. Yayla yürüyüşlerinin sonunda göl manzarasını yukarıdan seyredebilirsiniz. Abant civarı özellikle sonbahar ve kar yürüyüşü için
tercih ediliyor. Göl kıyısındaki üç tesiste konaklamak mümkün.

LİKYA YOLU / MUĞLA-ANTALYA

Tüm dünyadan yürüyüşçü çekiyor

Likya Yolu, Türkiye’de ortaya çıkarılan en eski, en uzun yürüyüş yolu; dünyadaki en popüler 10 uzun yürüyüş rotası arasında. Üç bin yıl önce Likya uygarlığının kurulduğu Teke Yarımadası’ndaki patikaların bir kısmı 1999’da Kate Clow ve Terry Richardson tarafından işaretlendi, haritalandı. Kitap olarak yayımlandı. Fethiye’den Antalya’ya uzanan rotanın tümü 509 kilometre. Fethiye’den başlayıp Akdeniz’in en bakir koylarını, Toros Dağları’nın zirvelerini, Xantos, Patara, Olympos ve Phaselis gibi Likya’nın en önemli antik kentlerini geçerek Antalya’ya ulaşıyor. İlkbahar ve sonbalarda bu rotada dünyanın dört bir yanından gelen yürüyüşçülere rastalabilirsiniz. İstediğiniz etabı seçip, günübirlik yürüyüşler yapabilirsiniz. Örneğin Kaş’taki ya da Oympos’taki etaplardan başlayabilirsiniz. Parkurun tamamı kırmızı, beyaz işaretli. Likya Yolu’nun birinci bölümünde Faralya, Dodurga köyü, Sdyma, Pınara - Letoon - Xanthos kentleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman bölgesi olan Patara yer alıyor. İkinci bölümünde Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Olympos ve Phaselis var.

KÜRE DAĞLARI / KASTAMONU

Sonbaharın tüm renkleri Küre’de

Batı Karadeniz kıyısında, Bartın’dan Sinop’a uzanan Küre Dağları’nda en popüler yürüyüş merkezi Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesi. İstanbul’a uzaklığı yaklaşık 470 kilometre. Kanyon, mağara ve şelale görme imkanı sunan bu muhteşem bölgeye gitmek için sonbahar en güzel mevsim. Yapraklar bu dönemde kızarmaya başlıyor, 20 Ekim’den itibaren de muhteşem Yaprak Dökümü manzarasında yürüyebiliyorsunuz. Küre Dağları’nın çekirdek bölgesi olarak tanımlanan bölümü, 2000 yılında milli park, ardından Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nca (WWF) Avrupa’nın öncelikli korunması gereken orman alanı ilan edildi. Küre Dağları Milli Parkı’nda yer alan bitki, memeli ve kuş türlerinin bir çoğu endemik. Mağaralar, dev kanyonlar, dolin ve çukurların gür ormanlarla birleşmesiyle oluşan doğal yapısıyla eşsiz bir alan. Küre Dağları’nda 3-4 saatlik birçok yürüyüş rotası var. Örneğin 1 saatte Ilıca Şelalesi’ne ulaşabilir, 1300 metreyi bulan derinliği ve 12 kilometre uzunluğuyla dünyanın en büyük kanyonlarından
Valla’yı görebilirsiniz. Ilgarini Mağarası da uğramanız
gereken yerlerden.

SÜLÜKLÜGÖL / SAKARYA

İki göl arası dört saat

Sülüklügöl, Akyazı’ya bağlı Dokurcun yakınlarındaki Akyokuşkavağı Köyü’nde. İstanbul’dan otomobille yaklaşık üç saat uzaklıkta. Milli park statüsündeki Sülüklügöl, 1200 irtifadaki bir set gölü. Üç asır önce, heyelanla meydana gelmiş. Göle düşen göknar, meşe gövdeleri yüzeyden seçilebiliyor. Çoğu yürüyüşçü aracını parkın girişine bırakıyor. Patika ya da dere boyundan dokuz kilometre yürüyerek, göle ulaşıyor. Dileyen, gölün kıyısına kadar aracıyla gidebiliyor. İçine alabalık bırakıldıktan sonra, gölde sülük kalmamış. Samanlı Dağları’yla Köroğlu Dağları’nın birleştiği ormanlarla kaplı bölge, doğaseverlere farklı alternatifler de sunuyor. Dağın diğer tarafında Çubuk Gölü var. Eğer bu iki gölü birden görmek istiyorsanız arada uzanan Samanlı Dağı’nı aşmanız gerekir. Yaklaşık dört saatlik bir yürüyüş diğer göle ulaşmanız için yeterli. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini dar sokaklarında barındıran, Taraklı ve Göynük üzerinden Çubuk Köyü’ne ulaşabilirsiniz. Bu tarihi mekanlardan geçerken fotoğraf çekebilir alışveriş yapabilirsiniz.

ERİKLİ YAYLASI / YALOVA

Yolda kestane toplayın şelalenin suyunu tadın

İstanbullu yürüyüşçülerin olağanüstü bir şansı var: Marmara’nın karşı kıyısındaki Samanlı Dağları. Yaylaları, şelalesi ve ormanlarıyla Armutlu Yarımadası’ndan başlayıp Yalova, Gölcük ve İzmit’ten Abant bölgesine kadar gidiyor bu dağ silsilesi. Dağın aşağılarında ıhlamur, meşe, çınar ağaçları, 1000’li rakımlarda çamlar görülüyor. Yalova’nın Çınarcık ilçesi yakınlarındaki Erikli, doğa turizminin ilk yöneldiği bölgelerden. Zaman içinde Erikli ve yukarısındaki Delmece Yaylası, Samanlı Dağları’nın en popüler yürüyüş parkuruna dönüştü. Bu yayla uzun patikaları, şelalesiyle yürüyüşçülere çok şey sunuyor. Parkur, Teşvikiye Köyü’nden başlıyor. Ormaniçinden geçen eğimli bir patikadan tırmanıp, Erikli’ye ulaşılıyor. Yaylanın geniş, düzlük alanı yazın mesire yeri olarak kullanılıyor. Yürüyüş sırasında bol bol kestane, ceviz ağacı göreceksiniz. Şu anda kestane mevsimi. Yere dökülmüş kuzu kestanelerini toplamak istiyorsanız, yanınızda küçük bir torba bulundurmanızda yarar var. Parkurun sonunda dere kenarından yapacağınız yürüyüşle  şelaleye ulaşabilirsiniz. İki katlı şelalede mola verip dönüşe geçebilirsiniz.Ayten SERİN/HÜRRİYET/

Yorum (yok) Yorum yaz!

JOSEON HANEDANI KRALİYET MEZARLARI

Güney Kore’de bulunan Joseon Hanedanı’na ait kraliyet mezarları, 18 bölgede toplam 40 mezardan oluşuyor. Bunlar 1408 ile 1966 yılları arasında, 5 yüzyıla yayılan bir zamanda inşa edilmişler. UNESCO, bu mezarları listeye alma nedenlerini şöyle anlatıyor: “Atalarının anısını koruyan, onların sağladığı ilerlemelere saygı gösteren, kraliyet otoritesini vurgulayan, onları kötü ruhlardan ve vandalizmden korumayı amaçlayan anıtlar olarak inşa edilmişler.”

Mezarlar için seçilen noktalar muhteşem doğal güzelliklere sahip. Genellikle sırtları bir tepeye dayanmış, güneye dönük yönde su kenarında ve ideal olarak sıradağlara belli bir mesafede konumlanmışlar. Gömüt alanının yanında bir tören alanı ve bir giriş kapısı da yapılmış. Gömüt tümseğine ek olarak yer alan yan binalar ve T şeklindeki ahşap tapınaklar, kraliyet mutfağı ve muhafızların evi de mezarların ayrılmaz birer parçası. Dış zeminlerde taştan insan ve hayvan figürlü heykeller yer alıyor. Mezarlar ayrıca yeşil bahçeler ve çam ağaçları ile bir sahne gibi dekore edilmiş.
Joseon mezarlarınının UNESCO dünya mirasına katılması, daha önceden listede yer alan Kore Havzası’nın erken dönemlere ait iki ayrı hanedan mezarları serisini tamamlıyor: Güney Kore’deki Gyeongju Tarihi Alanı ve Kuzey Kore’deki Koguryo Mezarları Kompleksi.

HANEDAN’IN GEÇMİŞİNİ GÖZLEMLEYİN

Joseon Hanedanı Kraliyet Mezarları, Kore’yi 1392 ile 1910 yılları arasında yönetmiş Joseon Hanedanı üyelerine ait. Çoğu Seul’e 40 km uzaklıkta. Joseon dönemi kraliyet mezarları, Çince Konfiçyus metinlerinde anlatılan törensel tanımlamalara bağlı kalınarak yapılmış. Mezarlar inşa edilirken Hanyang’tan (bugünkü Seul) uzaklığı, diğer kraliyet mezarlarından uzaklığı, seçilen yere ulaşım, Kore gelenekleri gibi bir çok faktör göz önünde tutulmuş. Aynı zamanda Kore’nin defin adetleri ve çevrenin korunması da mezarlar yapılırken dikkate alınan önemli bir nokta olmuş.

Donggureung Mezar Serisi, Joseon Hanedanı mezarlarının en iyi örneği. Yedi kral ve on kraliçe buradaki 9 mezara gömülü. Bu grupta Joseon Hanedanı’nın kurucusu Kral Taejo için yapılan Geonwolleung mezarı da bulunuyor. Gyeongneung mezarı, 1834 -1849 yılları arasında hanedanın başında bulunan Kral Hyeonjong ve onun karıları olan Kraliçe Hyohyeon ile Kraliçe Hyojeong’un mezarlarını da barındırıyor./HÜRRİYET/

Yorum (yok) Yorum yaz!

<- :: Sonraki Sayfa ->